Çocukluk "akış" halinde olmaktır



"Akış deneyiminin" çocuğun stres düzeyiyle olan ilişkisi ve oyunun ciddiyetine dair...


Psikolojide akış deneyimi denen şey yoğun bir konsantrasyon ve uğraşılan işle bütünleşme sonucu ortaya çıkan zihinsel bir haldir. 50'li yıllarda oyun teorileri kapsamında tanımlanmış ve daha sonra başka alanlar ve yaş gurupları için de araştırılmıştır. 

Bu hal "günlük hayattan kopma" veya "mutlu bir sonsuzluk hissi içinde olma" şeklinde de tarif edilmektedir. Bu halin oluşması için gerekli olan dikkatini tam olarak o işe verme, üzerinde tam kontrol sağlayabilme ve bu iş için gerekli yeteneklerin ne azı ne de fazlasının bir kişide bulunmasıdır. 

Çocuklar kendi oyunlarını seçtiğinde yeteneklerini ne fazlasıyla aşan, ne de onlara fazlasıyla kolay gelen şeyleri seçtiklerini görürüz. İşte bu alan da akış deneyiminin ortaya çıkması için ideal alandır. Çocuk bir şey yapmayı öğrenmesiyle birlikte bu yeni yetisini oyununa katar ve bu süreçte daha da mükemmelleştirir. Bacak kaslarının yeterli gelişimiyle zıplamayı becerebilen çocuk, koltukların, yatağın üstünde zıplamaya başlar örneğin. Ya da videodaki çocuğun yaptığı gibi ince kaslarını bu uğraş için yeterince kontrol edebilir duruma geldiğinde su veya başka şeyleri bir kaptan diğerine dökmeyi oyununa katar ve bu konuda kendini geliştirmeye devam eder. Burada akış deneyiminin oluşmasının sebebi çocuğun aslen yapabildiği bir işlemi gerçekleştirmesi ama yine de bu işlemi mükemmelleştirmesi için dikkatle uygulamasını gerektiren bir seviyede olmasıdır. Bu kendi seçtiği bir uğraş olduğundan, yaptığı işlemin sonucunu da (suyun bir kaptan ötekine geçmesi) kendisi birebir gördüğünden içsel motivasyonu uğraşı devam ettirmesini sağlar. Çocuğun bilinci ve uğraşı bütünleştiğinden neredeyse dış dünyayı unutmuş gibidir ve örneğin annesinin seslendiğini duymayabilir. Uğraşı tamamen kendi kontrolünde olup, sonucunu da değerlendirebildiğinden kendi kendini ödüllendirmektedir ve dışarıdan gelecek bir övgüye ve ödüle ihtiyacı yoktur. 


Çocuklukta yoğun olarak mevcut olan bu hal, maalesef yetişkin yaşlarımızda "farkındalık", "anda kalmak" vs. gibi başlıklar altında kurslarla öğrenip, egzersizlerle tekrar ulaşabildiğimiz bir durum haline gelir. Yetişkinlerin hayatında gözetmek durumunda oldukları çevresel ve zaman faktörleri olduğundan bu akış deneyimini yaşayabilmeleri için bazen olumlu (spor, müzik, film, edebiyat gibi), bazen de olumsuz hatta zararlı (uyuşturucu, bilgisayar oyunları, aşırı spor, tehlikeye atılmak gibi) aracılara ihtiyaçları vardır. Akış deneyimi mutluluk hormonlarının salgılanmasıyla ilintili olduğundan, bu olumlu aracıların varlığı stres düzeyimizin kontrolü açısından bizim için oldukça önemlidir. 

Aynı şekilde çocuklarda da akış deneyimlerinin sık sık, hatta düzenli olarak kesilmesi stres düzeylerinin yükselmesi veya var olan streslerinin düzenlenememesi anlamına gelir. Böyle bir durum ilerde dikkatini toplama ve konsantre olma konusunda sorunlar yaşamasına da sebep olabilir. Bazen büyükler çocukla iletişime geçmek için onlara ardı arkasına oyuncaklar sunmakta ya da on dakika içinde üç farklı oyun önerebilmektedirler. Bunun yanı sıra çocuğun seçmiş ve yapmakta olduğu uğraşı yorumlarıyla ve övgüleriyle kesip, onun akış deneyimini yumuşak olmayan bir şekilde sonlandırmış olmaktadırlar. Örneğin yine videodaki çocuğa yönelik olarak yetişkinler "Aa, sen suları mı döküyorsun?" gibi bir soruyla müdahale etmeye yatkın oluyorlar. Ama o esnada çocuk tamamen elindeki işin dünyasında, bir akış deneyimi içinde bulunmaktadır ve yapılan yorumla onu oradan koparmak strese yol açacaktır. Dil gelişimi açısından çocukların yaptıkları şeyleri dillendirmek her ne kadar tavsiye ettiğimiz bir şey olsa da bunu çocuk yaptığı işi bırakıp da sizinle göz teması kurduktan sonra yapmanız en iyisi olacaktır. Bu noktada çocuk yine çevresiyle iletişime hazır bir haldedir, yaptığı uğraştan tatmin olmuştur ve yeni bir deneyime (iletişim) hazırdır. 

Oyun çocuk için kesinlikle ciddi bir iştir ve yetişkinler tarafından da böyle muamele edilmelidir. Siz nasıl yaptığınız önemli bir telefon görüşmesi veya bir iş toplantısı sırasında bölünmek istemezseniz, aynı titizliği çocuklarımızın -özellikle 0-6 yaş aralığında-oyunlarına da göstermemiz gerekir. 




Yorumlar

Popüler Yayınlar